Sağlık

Doğada İlk Yardım Nasıl Yapılır ?

Doğada İlk Yardım
Yazarı; Gökhan Peker

Doğa sporlarıyla uğraşıyorsanız, bir gün kaza geçiren bir dostunuza, takım arkadaşınıza  ilk yardım uygulamak zorunda kalabilirsiniz. Bu yüzden doğada ilk yardım bilgisi ölümle yaşam arasına bir çizgi çizer. Karşılaştığınız kazazedenin yaşamak için tek şansı siz olabilirsiniz. Bu kadar hayati bir önem taşıyan temel ilk yardım bilgilerini mutlaka öğrenmelisiniz. İlk yardım kurallarına uyularak yapılacak bir müdahale hayat kurtarıcı olabileceği gibi, bilgisizce yapılacak hareketler kazaya uğrayanı daha da kötü bir duruma sokabilir. Bu nedenle ilk yardımda bulunacak kişinin hem yeterli bilgiye sahip olması hem de ilk yardım sorumluluğunu üstlenebilmesi gerekir.

Doğada ilk yardım uygulamalarında, temel ilk yardım prensipleri aynen geçerlidir. Fakat zorlukları da oldukça fazladır. Bir sağlık kuruluşuna ulaşmak günler sürebilir, eldeki kaynaklar kısıtlı olabilir. Yardım edebilecek insan sayısı yetersiz, bazen tek başınıza olabilirsiniz. Malzemelerinizde ancak yanınıza aldığınız ilk yardım çantasındakiler kadar olacaktır.Hava sıcaklığı yaşam koşullarına elverişli olmayabilir. İçinde bulunduğunuz coğrafya da sizi çok zorlayabilir, dere geçişleri yapmanız, tepeler aşmanız gerekebilir. Bütün bunlar düşünüldüğünde paniğe kapılmamalı ve temel ilk yardım prensiplerini harfiyen uygulamalısınız.

Dur, Düşün ( Kaç kişiyiz?, nerdeyiz?, elimizdeki malzeme ne? ), Gözlemle (yaralının durumu ne? ), Planla ve Uygula.

Asla mevcut olandan daha fazla kazazede oluşmasına izin vermemelisiniz. Sıklıkla karşılaşılan bir durum, heyecanla yardıma koşanların ek kazalara uğramaları, yaralanmaları ve bazen hayatlarını yitirmeleridir. Yaralının yanına yaklaşmadan önce bölge güvenliği kontrol edilmeli, Eğer bir tehlike varsa ortadan kalkması sağlanmalı. Bu kendi güvenliğiniz,ekip arkadaşınız, yaralı ve çevredekilerin güvenliğini sağlamak için önemlidir. Kaza mekanizmasını öğrenmeye çalışmalısınız. Ne oldu?, Nasıl oldu?. Bu size yaralının durumu hakkında, nelerden şüphelenmeniz gerektiği konusunda fikir verecektir. Aynı zamanda çevrede başka yaralılar olup olmadığı da gözden kaçırılmamalıdır. Tüm bunlar ilk yardım uygulamasına başlamadan önce, atlanmadan 1-2 dakika içerisinde çabucak yapılmalıdır.

Bir Kaza Anında Yapılacaklar

Kaza ne olursa olsun, ilkyardımı yapacak olan kişinin sakin, hızlı ve doğru hareket etmesi şarttır.

1) Olay yerinin güvenliğinden emin olun.

2) Başkalarından yardım isteyin.

3) Birincil gözlemi tamamlayın. (A-B-C-D)

  • kazazedenin havayolunun açık olduğundan,
  • nefes alıp verdiğinden,
  • yeterli kan dolaşımı olduğundan emin olun.
  • ciddi kanamaları durdurun
  • kalıcı felci engelleyin

4) Detaylı gözleminizi tamamlayın

  • hayati bulguları kontrol edin
  • fiziksel muayeneyi gerçekleştirin
  • yaralı ile konuşun

Temel yaşam fonksiyonlarının kontrol edilmesi.

Yaralının yanına güvenli bir şekilde ulaştıktan sonra ilk yapılması gerekenler:

BİRİNCİL DEĞERLENDİRME :

Amaç: Hayati tehlike yaratan unsurları belirlemek ve müdahale etmek.
Eğer kazazede bilinçsiz bir durumda bulunursa ilk önce hafif sallayıp, “iyi misin?” diye sorarak tepki kontrolü yapılır. Bu arada yaralının başı tutularak, ani tepki verirse omurilik yaralanması önlenir.

A- HAVAYOLU (Airway) ;
Burun ve ağızdan başlayarak alınan havanın akciğerlere ulaşmasını sağlar. Solunumun yapılabilmesi için bu yolun tamamının açık olması gerekir. Ağzın içinde görülen mekanik engeller varsa uzaklaştırılmalıdır.

Bilincini kaybetmiş bir kazazede de en yaygın hava yolu engeli, dilin arkaya kaymasıdır.

Havayolu açma teknikleri; Bir el alından diğer el çeneden tutarak kafayı hafif geri itip, çeneyi yukarı kaldırarak çoğu zaman hava yolu açılabilir. Eğer boyunda omurilik zedelenmesinden şüpheleniliyorsa, alt çeneyi üst çenenin önüne itme yöntemi kullanılır.

Eğer solunum kendiliğinden başlamazsa, göremediğimiz kısım olan soluk borusunda tıkanıklık olup olmadığını kontrol etmek için, yardımcı solunum uygulamasına başlanır. Bunun için kazazedenin burnunu kapatıp, ağzından içeriye hava üflemeye çalışılır. Başarılı olmazsa kazazedenin başı oynatılarak tekrar denenir. Eğer hala hava girmiyorsa kalçasının yanına diz çöküp, 5 karın baskısı yapılır, ağzı temizlenip tekrar nefes verme denenir.
B- SOLUNUM (Breathing) ;
Kazazede konuşmuyor ve tepki vermiyorsa, solunumunu kontrol etmek için ağzını açın ve kulağınızı yaklaştırarak herhangi bir hava hareketi için göğsüne bakın, dinleyin ve hissedin. Eğer nefes kontrolünüz hiçbir solunum hareketinin olmadığını gösterirse ve verdiğiniz nefesler içeri giriyorsa, bu kazazedenin hava yolunun açık olduğunu fakat kullanmadığını gösterir, solunum durmuştur. Bu kazazedeye nefes vermeye devam etmek gerekir. İlk iki tam nefesten sonra, 10 sn. ara verip nabız kontrol edilir, eğer kalp atıyorsa her 5 sn. de bir nefes vermeye devam edilir.

C- DOLAŞIM (Circulation) ;

Kan dolaşımının devam edip etmediği nabız kontrolü yapılarak anlaşılır. İki yada üç parmak, soluk borusu ve geniş boyun kasının arasında, tam çene ekleminin altındaki hizada bulunan şahdamarının üzerine yerleştirilir ve nabız hissedilmeye çalışılır.

Eğer nabız hissedilmiyorsa dolaşım durmuş demektir. Kalp durmuş olabilir yada vücutta ciddi bir kanama vardır. Kanama kontrolü yapılmalıdır. Süratli bir görsel kontrol, şiddetli bir kanamanın farkına varmak için genelde yeterlidir ama her zaman değil ! Kalın kışlık giysiler giyen birinin elbiselerinin içi kontrol edilmeli. Kum, kaya ya da kaybedilen kanı gizleye bilecek bir zeminde bulunan yaralının vücudunun altıda kontrol edilmeli. Ciddi kan kaybı ayrıca iç kanama yoluyla da olabilir.
D- FELÇ (Disability) ;
Omurilik, omur kemiklerinin içindeki kanalda aşağıya kadar uzanır. Eğer sinirsel iletim yaralanma sonucu kesilirse, sonuç kalıcı felç ya da ölüm olabilir. Yaralanma mekanizmasına bakılarak omurilik zedelenmesi olup olmadığından şüphelenilir, örneğin; Hastanın bilincini kaybetmesine neden olanlar. Boynun kırılmasına yol açabilecek yüksekten düşme ve dalış kazaları gibi kazalar. Hastada boyun ağrısına yol açan yaralanmalar. Hastanın bilinç seviyesi kontrol edilmelidir. Bilinçli, Sözlü uyarana cevap, Ağrılı uyarana cevap yada Tepkisiz mi olduğu tespit edilir(BSAT). Uzuvlarında el ve ayaklarında his kaybı,uyuşukluk olup olmadığı kontrol edilir. Yaralının hareket etmesi engellenerek sabitlenir.
E- ÇEVRESEL FAKTÖRLER (Environment) ;
Çevresel faktörler yaralının yaşam şartlarını ve güvenliğini tehdit edebilir. Hava sıcaklığı vücut ısısının düşmesine neden olabilir, çığ veya taş düşme tehlikesi olabilir. Bu durumda yaralı ,mümkün olduğunca erken ve güvenli bir şekilde çevresel faktörlerden korunmalıdır. Bu ilk değerlendirmeyi yaparken, bir adımda sorunla karşılaşıldığında, diğerine geçilmeden önce mutlaka giderilmelidir. Hava yolu tıkalı olan birinden solunum yapmasını beklemek doğru olmaz

Kazazede Muayenesi

Karın; göbekten geçen hayali bir artı çizilerek karın dört bölgeye ayrılır ve simetrik olarak bastırarak anormal bir şekilde şişlik, sertlik varsa kaydedilir.

Bel; bel omurlarının sağlamlığı kontrol edilir.
Bacaklar ve kollar; şekil bozukluğu, kemiklerde kırık, eklemlerde çıkık, şişlik veya açık yara olup olmadığı kontrol edilir.

Sırt; eğer yaralı yüzüstü yatarken bulunursa çevirmeden önce sırt kontrolü yapılmalıdır, sırtüstü yatan yaralıda ise sırta bakmak unutulmamalıdır.


2) YAŞAMSAL BULGULAR: Vücudun normal işleyişi için gerekli fizyolojik çalışmanın ölçümleridir. Nabız: Normal kalp ritmi güçlü,düzenli ve dakikada 60/80 atımdır.
Solunum: Normal değeri dakikada 12/ 20 nefestir. Düzenli, düzensiz, sığ, veya derin mi olduğuna bakılır.
Kan basıncı: Normal değeri tansiyon aletiyle ölçülür ve 80/120 mm/hg dır. Küçük kan basıncı nabız kontrolüyle yaklaşık olarak belirlenir; nabız bilekten alınırsa: 80, koltuk altından alınırsa: 70, şah damarından alınırsa: 60 değerindedir.
Deri: Rengi pembe, ılık ve kuru olmalıdır
. Bilinç düzeyi: (BSAT) Bilinçli mi?, Sadece Sözlü uyarılara mı tepki veriyor?, Sadece çimdikleme gibi
Ağrılı uyarıya mı cevap veriyor?, yoksa tamamen Tepkisiz mi?


3) HASTA GEÇMİŞİ: Hastanın kendisine, bir yakınına veya görgü tanığına sorularak bilgi alınabilir.
Belirti ve bulgular; nasıl hissediyorsun? Baş ağrısı, mide bulantısı vb.
Alerjiler; bilinen herhangi bir alerjisi var mı?
İlaçlar; Düzeni kullandığı ilaçlar var mı?
Geçmiş öyküsü; Daha önce böyle bir olay başına geldi mi?
Yemek; En son ne zaman bir şey yedi ya da içti?
Olay; Ne oldu? Nasıl oldu?

Kazazedenin olay yerindeki muayenesi sırasında, herhangi bir yerde bir sorun bulunduğunda, durup gidermeye çalışılmaz, kaydedilir ve devam edilir.
Kazazedenin hayati fonksiyonları normale döndüğünde, değerlendirmeyi tamamladıktan sonra ise hasta “dinlenme pozisyonu”na getirilmelidir.

Kanama Durdurma Yöntemleri

İlk yardımın birincil değerlendirmesi sırasında ciddi bir kanamaya rastlandığında, kan dolaşımının bozulmasını önlemek için, kanama mutlaka durdurulmalıdır. Atar damar veya toplar damar olması fark etmez, kanama durdurma yöntemleri aynıdır. Kan kaybını kontrol altına almanın ilkesi, kesilen yere kan gelmesini engellemek, kanın pıhtılaşmasını hızlandırmaktır. Bunun için yaraya baskı uygulanır ve kesilen yer yukarı kaldırılır.

Dış Kanamada Yara Üzerine Direkt Baskı

Kanla direk teması önlemek ve steril çalışmak için eldiven kullanmaya özen gösterin. Yaralanan kişiyi yatırın. Kişinin başı gövdeden biraz daha aşağıda olmalıdır veya bacaklar hafifçe yukarı kaldırılmalıdır. Böylece kanın beyne gitmesi sağlanıp bayılma önlenebilir. Yaranın üzerinde kirleri temizleyin ancak yarayı kurcalamayın, esas çabanız kan kaybını önlemek olmalıdır.

1) Direk Baskı: Yaranın üzerine gazlı bez kapatıp elinizle bastırabilirsiniz, gazlı bez de yoksa sadece elinizle direk yaranın üstünü kapatıp bastırmalısınız. Baskıyı uzun süre devam ettirebilmek için basılı sargı uygulanır. Yaranın üzerine kapatılan gazlı bezin üzerine elastik olmayan bandajla baskı uygulayacak şekilde aşağıdan yukarı doğru sargı yapılır. Kanama devam ediyorsa, eskisini sökmeden baskılı sargı tekrar edilir.

2) Kaldırma: Yaralı veya kanayan kısmın kalp seviyesi üzerine kaldırılması ile kanama oldukça azalır hatta durabilir.

3) Baskı Noktaları: Yaralı bölgeyi besleyen ana damarı sıkıştıracak bir kuvvetle bastırılır. Şakak bölgesi için, kulak önüne; yüz bölgesi için, alt çene kemiğinin hemen altına, kol bölgesinde, köprücük kemiğinin üçte bir iç kısmının arka ve alt tarafına doğru; bacak bölgesi için; kasık kıvrımından geçen atar damarı sıkıştıracak bir kuvvetle bastırılır.

4) Turnike: Kanama hala durmadıysa veya kanama alanı baskı uygulanamayacak kadar büyükse kol ve bacaklardaki büyük kanamalarda atardamarı deri ile kemik arasında durdurma yöntemidir.Tek kemikler üzerine uygulanır. Yaranın üzerinden turnike bağlanır, kanama durana kadar sıkılır. Her 20 dakikada bir 5-10 saniye turnike gevşetilir, kanama durduysa hemen sökülmelidir. Uygulanan turnike 1 saatten fazla kalmamalıdır, daha uzun kalacaksa hastanede açılmalıdır

Şok

Şok, vücut hücrelerinin oksijence zengin kan dolaşımından yeterince faydalanamaması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Oksijen bütün hücrelere ulaşamaz.
Çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir; nörejenik- sinirsel, ciddi alerjik, toksik- zehirlenme, septik- mikrop, omurilik yaralanması, dehidratasyon, ve dolaşım sistemine bağlı olarak; kalp krizi sonucu kardiojenik şok, damarların genişlemesi sonucu vasküler şok, kan kaybı sonucu hipovolemik şok ortaya çıkabilir.
Sebebi ne olura olsun şok hastalarının belirti ve bulguları ortaktır;
– endişe, telaş ve huzursuzluk duygusu
– nabız sayısı artar ve güçsüzleşir
– solunum sayısı artar ve yüzeyselleşir
– kan basıncı azalır
– terleme
– titreme
– deride solukluk ve soğukluk
– susama ve mide bulantısı
– bilinç kaybı yaygın şikayetlerdendir.

Sebebi ne olursa olsun, şok bir insanı öldürebilir! Doğada şok tedavisi için yapılabilecekler oldukça sınırlıdır, önemli olan hastanın durumunu erken fark edip tedaviye başlamaktır.

Hastanın hava yolu açık tutulmalıdır. Eğer sebep biliniyorsa müdahale edilir. Kan kaybıyla oluşan şokun tedavisine birinci basamak kanamayı durdurmaktır. Tedaviyi sürdürürken bir yandan hasta sakinleştirilmelidir. İçgüdüsel olarak eylemsizlik gösteren ve tüm organları kalple yere paralel getirme eğiliminde olan beyne yardımcı olmak için hasta yere yatırılır. Isı kaybına engel olmak için altına mat serilmeli ve yalıtım sağlanmalıdır. Bacaklar ve kollar, kalp ve beyin hizasından yukarı kaldırılarak hayati organlara daha fazla kan gitmesi sağlanır. Hayati organlara çekilen ve adalelerde azalan kan, vücudun kendi kendine ısınmasını olanaksızlaştırdığından şoktaki kişi muhakkak surette bir uyku tulumu ile ısıtılmalıdır. Özellikle soğuk ortamlarda aynı tuluma sıcak ikinci bir kişinin girmesi yararlı olur. Uzun tahliye süresince dehidratasyonu önlemek için hasta kendi içebiliyorsa küçük yudumlar halinde soğuk su verilebilir.

Omurilik Yaralanmaları

Omurilik yaralanmalarına müdahalede ilk amaç yaralıya daha fazla zarar gelmesini önlemek için yaralının omurgasını sabitlemek olmalıdır. Bilinçsiz bir şekilde bulunan bir kazazede aksi ispat edilene kadar omuriliği yaralı kabul edilmelidir.

Omurilik Yaralanması Kontrolü:

1) Yaralanma mekanizması, aşağıdakiler gibi oluşan bir yaralanmaysa,

-Boyun 2-3 katı yüksekten düşme
-Kafa üstüne dalma yaralanmaları
-Motorlu taşıt kazaları
-Belden yukarı ateşli silah yaralanmaları

2) Bilinç düzeyi değişken olduğundan yaralı güvenilmez bir durumdaysa,

3) Yanıltıcı yaralanma; Fizik muayene tamamlandığında yaralıyı yanıltabilecek başka bir yaralanma varsa,

4) Uzuvlarda his kaybı; Kollar ve bacaklarda dolaşım duyu ve hareket kaybı varsa, 5)Ağrı/ Hassasiyet; Yaralı omurga üzerinde ağrı, uyuşukluk ve karıncalanmadan şikayet ediyorsa,

6) Boyunda hareketlilik sınırı? Yaralı boynunu hareket ettirmek istediğinde belli bir noktada kilitlenip normal hareket sınırında hareket edemiyorsa omurilik yaralanması olma riski çok yüksektir. Böyle durumlarda omurilik yaralanması varmış gibi tedavi edilmelidir.

Belirtileri:

-Hassasiyet
-His kaybı
-Güçsüzlük

Omurilik Yaralanması Bulunan Kazazedeye Müdahale

Hareket ettirilmesi gerektiğinde Vücut Kaldırma Yöntemiyle hareket ettirilmesi gerekir. Kazazedenin başını sabitleyen bir çift elle birlikte yaralının altına mümkün olduğunca fazla el yerleştirilir, vücudu bir bütün halinde omuriliğini mümkün olduğunca az oynatarak kaldırılır ve daha önceden belirlenen noktaya taşınır.

Yaralının altına mat yerleştirmeden önce yan döndürme sırasında boynun sabitlenmesi çok önemlidir. Yaralının başını tutanın komutuyla beraber kazazede bir bütün halinde döndürülür. Yaralının boynu mutlaka sabitlenmelidir. Bu iş için hazır sert boyunluklar kullanılır. Doğada SAM Splint gibi hazır ateller kullanılabilir, fazla elbiseler veya matın bir parçası yaralının boynuna göre kesilip yerine bantlanarak bir boyunluk üretilebilir. Yaralı tamamen sedyeye sabitlenene kadar boyun elle desteklenmelidir. Sedye olmadan kazazedeyi hareket ettirmeye kalkışmak büyük risk içerir ve tavsiye edilmez. Sedye ulaştırıldığında kazazede bu sedyeye, bolca destek ve bağlantı kullanılarak hareket etmeyecek şekilde sabitlenmelidir. Dizlerinin ve belinin altı, vücudunun hareket etmesine neden olacak diğer boşluklar yumuşak desteklerle doldurulur. Yaralının başı her zaman için en son bağlanmalıdır.

Dikkatli çalışın: Kalıcı omurilik yaralanmaları genelde olay yerinde uygunsuz müdahalelerden kaynaklanır.

Kafa Yaralanmaları

Kafatası içi basıncının artmasıyla oluşabilecek beyin yaralanması belirtileri;

Kafa yaralanmasına uğrayan bir kimse önce iyi görünüyorken, daha sonra durumu kötüleşebilir. Aşağıdaki belirti ve bulgulardan herhangi birisi görülürse yaralının bir an önce tahliye edilmesi gerekir:

1. Bilinç seviyesinde değişiklik
2. Kişilik değişiklikleri
3. Gitgide artan şiddetli baş ağrısı
4. Görme bozuklukları, (çift görme)
5. Kulaklardan veya burundan kan ve/veya omurilik sıvısı gelmesi
6. Mide bulantısı ve uzun süreli kusma
7. Göz bebeklerinin eşit büyüklükte olmaması
8. Kulakların arkasında ve gözlerin etrafında morarma
9. Nabız ve solunumun düzensizleşmesi
10. Belirgin şekilde çökük kafatası kemiği kırığı olması 11. Özellikle yüz bölgesinde derinin terli ve sıcak olması
12. Kasılmalar oluşması

Yaralı bulunduğunda ilk önce A.-B.-C. kontrolü yapılmalıdır ve sorun varsa düzeltildikten sonra fizik muayene yapılır. Kafa travması tespit edilirse hasta düz yatırılır ve gövdesi yerden 30 cm yükseltilir. Bilinç kaybı yaratmayan kafa yaralanmalarında; Kafatası derisinde meydana gelebilecek ağır kanama veya yumurta büyüklüğünde şişliğe rağmen ciddi yaralanma olmayabilir. Saçlı deride yarık varsa ama kafatası sağlamsa; kanama, bolca tamponla uygulanacak baskılı sargı ile kontrol edilmelidir. Şişliklere buz koyulabilir. Yaralı 24 saat gözetim altında tutulmalıdır.

Eğer yaralı bir an için bilincini kaybetmişse genelde endişelenecek bir durum yoktur. Yaralının bilin kaybına uğradığını hatırlayamayabileceğini unutmamak gerekir. Yaralı 24 saat gözetim altında bulundurulmalı, gece 2-3 saatte bir uyandırarak beyinde ciddi bir yaralanma olduğunu gösteren artan kafa içi basıncı belirtileri gözlenmelidir. Bu süre içinde ağrı kesici verilmez.

Birkaç dakikadan fazla süren bilinç kaybı ciddi beyin yaralanmasına işaret edebilir. Kafaya gelen şiddetli darbeler yüzünden omurilik yaralanması olabileceği düşünülerek boyun kontrol edilir ve dikkatli hareket edilir. Eğer solunum bozulur veya yavaşlarsa suni solunum yapılır. Süratle tahliye gerekecektir.

Kas İskelet Sistemi Yaralanmaları

BURKULMA:
Burkulma ve incinme bir eklemin kemiklerini bağlayan ve eklemin hareketindeki sağlamlığı sağlayan dokuların yaralanmasıdır. Eklem çevresinde şişlik, morarma ve ağrı oluşur. Burkulma bağın gerilmesi ve yırtılmasıdır; incinme ise kas gerilmesidir. Burkulma ve incinme ani dönme ya da gerilme gibi eklemi normal hareket sınırları dışında harekete zorlayan bir travmadan sonra meydana gelir. Bütün eklemlerde mümkün olmakla birlikte, en çok ayak bileklerinde, dizlerde ve parmaklarda meydana gelir.

Burkulma ve incinmelerin şiddeti, hafif dereceden ameliyat gerektirecek dereceye kadar olabilir. Genellikle kendi kendine tedavi yeterlidir. Yaralı bir eklem genelde 24 saat içinde yük taşımaya başlar ve 2 hafta içinde iyileşir.

Tedavi; yaralının değerlendirilmesi yapıldıktan hemen sonra soğuk tedavi ye başlanmalıdır. İlk 24-48 saat yada ağrı ve şişme durana kadar günde 3-4 sefer tekrar edilirse daha hızlı iyileşir.

1. Dinlenme; yaralanan bölge en az 30 dakika kullanılmadan dinlendirilir.

2. Soğuk kompres; bir torbaya doldurulmuş ezilmiş buz tişörte veya çoraba sarılarak yaralı bölgeye konur. Buz yoksa soğuk suya sokulur yada sıcak havalarda ıslak pamuklu örtüyle sarılabilir.

3. Elastik bandaj; iyice oturacak şekilde olmalı fakat kan dolaşımını bozmamalı.

4. Kaldırma; yaralı bölge kalp seviyesinden yukarı kaldırılmalı.

5. Soğuk tedaviden sonra eklemi kullanmaya başlamadan önce 10-15 dakika kendi kendine ısınması beklenir.

6. Şişme ve morarma durmuşsa sıcak tedaviye geçilir.

7. Isıtmak; sıcak ve nemli pamuklu örtüyle yaralı bölge sarılarak ısıtılır.

8. Egzersiz; yaralı bölgeyi kullanmaya başlamadan önce ağrı sınırında normal eklem hareketleri yaptırılır.

9. Yaralı bölgeyi hareket ettirtemiyorsa kullanılmaması önerilir. Eklem sabitlenir ve yaralı tahliye edilir.

KIRIKLAR;
Bir kuvvet zoruyla kemik bütünlüğünün bozulmasıdır.

Çeşitleri:
Kapalı kırık; deri bütünlüğü bozulmamıştır.
Açık kırık; deride açık yara vardır ve kemik uçları dışarı çıkmıştır.

Önemli kırık belirtileri

1. belirgin şekil bozukluğu
2. dolaşım, duyu ve hareket bozukluğu
3. şişlik, morluk
4. kırık kemiklerin birbirine sürtünme sesi
5. dayanılmaz ağrı
6. açık yara
7. hareket kısıtlılığı ve kuvvetsizlik
8. dokunmaya karşı hassasiyet

Kırık olup olmadığını kontrol ederken yavaş hareket etmek ve karşı tarafla karşılaştırmak gerekir. Açık yara varsa steril pansumanla sarılmalıdır. Kanama varsa bilinen yöntemlerle durdurulur. Ağrıyı azaltmak, damar ve sinirlere verilebilecek hasarları önlemek için atellemek gerekir. Kırık kemikte şekil bozukluğu varsa normal doğrultusuna getirilir. Bunun için hafif çekme uygulanarak düzeltilir. Bir atel malzemesi bulunur. Tespit için kullanılan baton, mat, çantanın sırt destekleri, karton, tahta,… ve benzeri malzemeler bir üst ve birde alt tarafındaki eklemleri içine alacak uzunlukta olmalıdır. Uyluk kemiği için kalça ve diz, baldır kemiği için diz ve ayak bileği, ön kol kemiği için dirsek ve el bileği eklemleri sabitlenmelidir. Atel malzemesi yerleştirilip aşağıdan yukarı doğru sarılır. Sargı sonunda atel hareket etmemeli ve kan dolaşımı engellenmemeli. Dolaşım, his, hareket testi yapılır. Kırık yerin üzerine havluya sarılı buz konabilir. Kırık bölge kalp seviyesinin üzerine kaldırılır.

Açık kırıkta; tahliye süresi uzunsa dışarıda ki kemik ucu çekme uygulanarak içeri sokulur, enfeksiyon ve oradaki damarlara verilen hasar riski göze alınır.

ÇIKIKLAR:
Bir eklemi oluşturan kemiklerden bir veya hepsinin birbiri üzerinde yer değiştirerek normal eklem ilişkisinin değişmesidir. Kemik uçları normal doğrultusunda değildir, eklem yanlış pozisyonda görünür. Yaralı eklemde aşırı ağrı duyar ve normal hareket sınırı kaybolur. Eğer yakında bir doktor varsa eklem bulunduğu gibi sabitlenir. Doktor uzaklardaysa, sabitlemeden önce çıkığı yerine oturtmayı denemek gerekir.

Çıkık eklemin iki tarafından tutarak kemiklerin doğrultusu boyunca çekilir. Nazikçe çekerken kemikler normal yerlerine doğru hafifçe itilir. Güç kullanmadan kasların yorulup, gevşemesi beklenir. Yaralı artan ağrıdan şikayet ederse daha ileri gidilmez. Yerine oturtulduktan sonra eklem atellenmelidir.

Yumuşak doku yaralanmaları

YARA BAKIMI:
Yara Bakımının İlkeleri
1) Tehlikeli kanamaların durdurulması
2) Enfeksiyonun önlenmesi
3) İyileşmeye yardımcı olması

Kan ya da diğer vücut sıvılarıyla temas etmeden önce koruyucu eldivenler giymelisiniz. Yaranın yerine, büyüklüğüne göre kanama durdurma yöntemleri kullanılarak kanama durdurulmalıdır.

Yara Temizliği
Enfeksiyon ciddi bir sorundur, oluşmasını önlemek için yaraya iyi bakılmalı ve temiz tutulmalıdır. Temizlik aynı zamanda iyileşmeyi hızlandırır ve yara izi kalmasını azaltır.Yüzeyel bir yaraysa sabun ve suyla yıkamak yeterli olur. Derin yaralar için basınçlı yıkama yapılmalıdır.
Basınçlı yıkama: 1 lt suya 10-20 ml periton iyot (batikon) karıştırılıp 5 dakika beklenerek bir sıvı hazırlanır. Şırıngaya çekilip yaraya dik olarak 10 cm uzaktan püskürtülür.Yara suyun akıp gitmesi için açık tutulur. Her 1 cm yara için 250 cl sıvı kullanılarak bol bol yıkanır. Batikonla yaranın etrafı uzağa doğru süpürme şeklinde silinmelidir. Eğer gözle görülür yabancı cisimler yaranın içinde kalmışsa, cımbızla dikkatlice çıkarılmalıdır. Cımbızlar kullanılmadan önce dezenfekte edilmelidir. Kanama durdurulup, yara temizlendikten sonra antibiyotik krem (Basitacintine , Polymin B Sulfat) sürülür ve yara kapatılır. Tercihen günde 3-4 kez tekrarlanır.
Delici yaralanmalarda (bıçak,şiş,vahşi hayvan… olabilir) yara yüzeyi ve derinliği görünüşte küçüktür fakat içeriye doğru aslında derindir. 20 cm lik bir yara 4-5 cm kadar görülür. Derinlik ne kadar olduğu belli olmadığından basınçlı yıkama yapılmaz, enfeksiyonu içeri itmeye sebep olabilir. Kanama durdurulur. Yaranın iki ucu birleştirilmez, yaranın akması sağlanır.
İç organ vücut dışına çıkmışsa içeri sokulmaz. Kurumasını önlemek için; steril suyla ıslatılmış temiz bir bezle kapatılıp, üstüne temiz kuru bir bez örtülür ve tahliye edilir. Zaman zaman açılıp nemlendirilir. Vücuttan bir parça koptuğunda mutlaka yaralıyla birlikte hastaneye götürülmelidir. Bir torbaya buz doldurulup ağzı kapatılır, kopan parça da ayrı bir torbaya konup buz torbasının üstüne bırakılır ve tekrar torbalanıp (istenilen sıcaklık 4 derece) hızla taşınır.

Yara Enfeksiyonu
Bütün yaraları düzenli olarak enfeksiyon belirtileri için kontrol etmek gerekir. Enfeksiyon belirtilerinden bazıları:
1. Artan ağrı, kızarıklık ve şişme,
2. Yaradan iltihap akması,
3. Derinin altında, yaranın etrafında kırmızı bir çizginin belirmesi,
4. Sistemik ateştir.

Eğer enfeksiyon belirtileri görülürse, yaranın üzeri açılıp içindekilerin akmasına izin verilir. Yarayı sıcak, hafif tuzlu ve dezenfekte bir suya sokarak açılması ve akması kolaylaştırabilir. Bir an önce bir doktora ulaştırmak gerekir.

YANIKLAR
Yanık Tedavisi:
Yanığa yapılacak ilk müdahale, ciddiyeti ne olursa olsun yanma işlemini, mümkünse ilk 30 saniye içinde durdurmaya yönelik olmalıdır.. Su dökmeden, ateşin üstü örtülerek söndürülmelidir. Yanan bölgeyi soğutmak gerekir.Yaralı kendini iyi hissedene kadar 20 dakika, yerine göre 2 saat boyunca soğuk suya daldırarak soğutulur.
Yanık bölgesindeki elbiseler ve takılar çıkarılır, fakat yapışan kısımlar varsa sökülmez.
Yanığın yada yaralının üzerine buz konulmaz.
Şişmeyi en aza indirmek için yanık bölge kalp seviyesinin üzerine kaldırılır.
Ölüm nedeni aşırı sıvı kaybı ve enfeksiyondur. Tahliye sırasında sıvı kaybını önlemek için bol su içirilir.

Derecelendirme
Yanığın derinliğine göre,
1. derece ; hafif yanık
2. derece ; su toplaması (en acı veren)
3. derece ; deri tamamen yanmıştır ve kaslara ulaşmıştır

Yanığın alanına göre,
1 avuç kadar alan vücudun yaklaşık % 1 i olarak kabul edilir.
Vücut kısımlarının alan oranları;
Kafa : %9
Kol: %9
Sırt : %18
Gövde önü: %18
Bacak : %18
Genital bölge : %1

Tehlikeli bölgeler; Kafa ve yüz
Genital bölge ( enfeksiyon riski yüksek)
Vücudun herhangi bir bölgesini çepeçevre kavrayan yanıklar.

1. derece yanıkta; soğuk kompres ve nemlendirici ( aloevera)
2. derece yanıkta ; su torbalarını patlatmadan sabun ve suyla yıkanır, kurulanıp su bazlı kremler (silverdin) sürülür. Ağrı kesici ilaç ( iloprufen içeren) verilebilir. Yara kuru gazlı bez ya da temiz bir giysi parçasıyla örtülür. Yanığı örtmek ağrıyı ve buharlaşmayla oluşacak sıvı kaybını azaltır.

Genel Yaralı Bakımı
1- Yaralıyı sıcak tutmak gerekir.
2 -Yaralı bölge kalp seviyesinin üzerine kaldırılır.
3 -Yaralının içebildiği kadar sıvı içmesi sağlanmalıdır.

Hipotermi (Donma)

Hipotermi, vücudun merkezindeki sıcaklık kaybı, doğru karar verme yeteneğini bozarak doğada kaza yapma riskini arttırır ve ölümlere yol açabilir.

Belirtileri
– koordinasyon kaybı (sendeleme)
– beyin soğuğun etkisiyle sersemler, hasta eşyalarını düşürür ve fark etmez, yönünü kaybeder ama aldırmaz, üşür ama hiç bir şey yapmaz. Başkalarında bunu fark etmek zor, kendinizde fark etmek daha zordur.
– Temel vücut işlevlerini yitiren hasta kendisinde istenilen aktiviteleri yapamaz. Beyin uzaktaki daha az önemli oranlardan kanı geri çekerek kendisini korumaya çalışmaktadır.
– Titreme başlar. Titreme ısı üretir ancak yüksek enerji tüketir, ısı vücutta tutulamadığında vücut iç sıcaklığı daha hızlı bir şekilde düşmeye devam eder.
– Titreme durur, nabız ve solunum yavaşlar, vücut giderek katılaşır ve soğur.

Bu giderek kötüleşen tablo doğru bakım sağlanmazsa ölümle sonuçlanır.

Tedavisi
Hipoterminin tedavisi fark edildiği aşamaya göre farklılık gösterir. 1) hafif hipotermi tedavisi 2) ileri hipotermi tedavisi .
Hafif hipotermik hasta hala içten ısınmaya çalışıyordur. Hasta konuşabilir, yiyebilir, titreyebilir. Öncelikle içeride üretilen ısının kaybolmamasını sağlamak gerekir. Kuru giysiler giydirip, başını ve boynunu sarmak, soğuk ve rüzgardan korumak gerekir. Ilık tatlı içecekler, karbonhidratlı yiyecekler verilmelidir. Hareket etmesi sağlanmalıdır. Yapamıyorsa, hastayı yerden yalıtıp sıcak birisiyle aynı uyku tulumuna girerek tenden tene ısı transferi yapılabilir, ellerine ayaklarına sıcak paketler yerleştirilerek (doğrudan derinin üzerine değil) normale dönene kadar beklenir.
İleri hipotermik hasta da titreme durmuştur, kendi kendini ısıtamaz, bilinci kapanmış olabilir. Kaba hareketlerden kaçının. Yardımcı nefes verilebilir. Elbiselerini çıkarın, yerden yalıtın, sarabildiğiniz kadar kuru yalıtım malzemeleri sarın. Sıcak paketleri sırasıyla avuç içleri, ayak tabanları, göğüs, koltuk altları ve kasıklara yerleştirin. Son olarak hastayı kalan ısının dışarı çıkmasını önleyecek bir engel ile (plastik örtü, çadır tentesi, çöp torbası, vb.) sarın. Son sargı, hipotermi sargısı, sadece ağzı ve burnu dışarıda bırakmalıdır. Hasta ölü gibi görünse bile ileri hipotermi tedavisi uygulanmalıdır. “ısıtılıp kesin olarak ölü olduğu görülmedikçe hiç kimse ölü kabul edilmez!”. Yardım çağırın.

Hipotermiyi önlemek için;
hava şartlarına uygun giyinin, ıslanmayı önleyen malzemeler hayati önem taşır. Islandığında bile vücut sıcaklığını tutan giysiler giyin (yün çorap). Bolca su için, karbonhidratlı yiyecekler yiyin. Grup içinde hipotermi belirtileri için birbirinizi gözlemleyin ve erken dönemde tedavi edin.

Hipertermi

Sıcak günlerde yapılan egzersiz sırasında vücut ısısı çok yükselir.organizmanın normal işleyişini sürdürebilmesi için vücut ısısı normal sınırlar içinde kalmak zorundadır. Vücut ısısının düşürülmesi için en etkili yol terlemedir. Sıcak bir ortamda yapılan egzersizle beraber saatte 1-2.5 litre ter kaybedilir. Ter vücut sıvılarından gelmektedir ve vücut fonksiyonlarının gerçekleşmesi için kritik bir madde olan tuzu içerir. Dolayısıyla aşırı terlemeyle birlikte vücutta sıvı ve elektrolit kaybı gelişir ve sıcak rahatsızlıkları ortaya çıkar.

Hareket ettirilen büyük kaslarda ağrılı kasılmalar şeklinde kramplar başlar. Nedeni terle kaybedilen tuzdan kaynaklanır. Bu kaslara elle hafif masaj ve esnetme yapılır. İçine bir tutam tuz atılmış su içmek önerilmektedir. Sıcağa bağlı kramplar yeterince sıvı alanlarda pek görülmez.

Sıcak Bitkinliği;
Uzun süreli ve yoğun terlemenin ardından gelişir.
Belirtileri; Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, hızlı solunum ve bitkinlik.
Tedavi; etkilenen kişi gölge bir yere taşınmalı ve elektrolit dengeli, serin içecekler içirilmelidir. 1 lite suya 1 çay kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı şeker konarak hazırlanabilir. Sıcak bitkinliği fiziksel olarak zararlı değildir ancak daha ciddi aşamalara ulaşmadan önce mutlaka tedavi edilmelidir.

Sıcak Çarpması;
Çok tehlikelidir, vücudun alışık olmadığı sıcak ortamda bulunduğu durumlarda kazazede terler ancak kaybettiğinden daha fazla ısı üretir. Vücut ısısı 40-41 dereceye çıkabilir.
Belirtileri; İlk aşamalarda bilinç düzeyinde birdenbire kendini gösteren değişiklikler: oryantasyon kaybı, sersemleme, saldırganlık, garip davranışlar ve tutarsız konuşmalardır. Cilt kuru ve kırmızı ancak terlidir. Hızlı solunum ve hızlı nabız hemen hemen her zaman görülür. Yıkım her an gerçekleşebilir. Vücutta su bittiğinde terleme durur, ardından koma ve ölüm gelir.
Tedavi; Kazazedenin hayatını kurtarmak için hızlı soğutma gereklidir. Bunun için en iyi yöntem elbiselerin çıkarılması, pamuklu bir örtüyle örtülmesi, su püskürtülmesi ve yelpaze yapılarak serinlemenin sağlanmasıdır. Tüm bu yöntemler buharlaşma yoluyla ısı kaybını sağlar. Boyun, kasık ve koltukaltlarına buz torbaları koymak ve kol ve bacaklara masaj yapmak ısı kaybını hızlandıracaktır. Bilinci yerine geldikten sonra sıvı verilir. Mutlakla doktora görünmelidir.

Yıldırım Çarpması

Dünyada saniyede 100; bir günde de 8 milyon civarında yıldırım oluşmaktadır. Yıldırım kurbanlarını daha çok tarlada çalışırken, ata binerken, bisiklet sürerken, dağa tırmanırken, dışarıda oynarken, balık tutarken, ağaç altında dururken, çobanlık yaparken, normal telefonla konuşurken, banyodayken, yüzerken veya küçük teknelerle denize açılmışken yakalamaktadır.

Nerede olursanız olun öncelikle yıldırımdan korunmak için şu 30/30 kuralına uyun:
Şimşek çaktıktan sonra 30 saniyeden daha az bir süre içinde gök gürültüsünü duyduğunuz andan en son gök gürültüsünden 30 dakika geçene kadar yıldırım tehlikesi içindesiniz.
Gök gürültülü bir fırtınaya yakalandığınız zaman en iyi korunma İÇERİ girmektir. Eğer bina ve otomobil gibi kapalı bir sığınak mevcut değilse yüksek yerlerden ve tek kalmış ağaçlardan mutlaka uzak durmalısınız. Açık arazide eğer saçınız dikleşmeye başlıyorsa, deriniz sızlıyorsa ve/veya çatırdama gibi bir ses duyuyorsanız, DİKKAT! size her an yıldırım çarpabilir.
Tehlike durumunda hemen ya hızla alçak bir yere kaçın ya da yere çömelin ve başınızı dizlerinizin arasına alarak hedef küçültünüz. Asla yere yatmayın. Eğer yüksek ve düz bir yerdeyseniz başınızı mümkün olduğu kadar alçakta tutun, fakat yere uzanmayın. Bazen elektrik yükünün büyük kısmı yıldırımın çaktığı noktanın yakınındaki yüzeyde yoğunlaşır. Bu yüzey akımı vücuda geçerek, ölüme ve yaralanmaya sebep olabilmektedir. Bunun için, mümkün olduğu kadar yere çökmeli ve ayak parmaklarının üzerinde durarak yerle teması en aza indirmeliyiz. Voltaj farkı yaratmamak için de ayaklarımızı birleştirmeliyiz.

Gök gürültülü ve şimşekli bir fırtınanın hüküm sürdüğü hava şartlarında, bulunulan yere göre aşağıda özetlenen kurallara dikkat edilmelidir:

Açık Arazide:
1. Sığınabileceğiniz bir bina veya otomobil arayınız.
2. Bina veya otomobil yoksa, mağaralar, kuru hendek ve arklar, vadiler, kanyon veya en az boyunuzla aynı yüksekliğe sahip alçak ağaç kümeleri arasındaki boşluklar sığınabileceğiniz en güvenli yerlerdir.
3. Eğer sığınabileceğiniz hiç bir yer yoksa bulunduğunuz yerdeki en yüksek cisimden uzak durunuz.
4. Eğer etrafınızda dağınık şekilde bir kaç tane ağaç bulunuyorsa, en yakınınızdaki ağaca, o ağacın yüksekliğinin iki katı kadar uzaklıkta bir yerde başınızı dizlerinizin arasına koyarak yere çömeliniz. Asla tek başına duran bir ağacın altına girmeyin.
5. Kamp araç ve gereçleri, balık oltası, golf sopası, kazma ve kürek gibi metal cisimleri elinizde bulundurmayın. Bisiklet, motosiklet, traktör gibi üstü açık araçları da terk ediniz.
6. Dağ ve tepelerin doruklarından, açık alanlardan, tel örgülerden, tren yolundan, metal çamaşır iplerinden, açık sundurma ve barakalar ile her türlü elektrik iletebilen cisimlerden kaçınınız.
7. Yüzüyor veya su yüzeyindeki bir kayıkta bulunuyorsanız, sudan derhal çıkınız, kayığı terk ediniz. Nehir, göl ve benzeri sulardan uzak durunuz.
8. Yerle metal bir ekipman ile ilişkili olan traktör veya saban gibi alet ve araçla çalışmayı bırakınız.
9. Grup halindeyseniz, bir birinizden en az 1.5 m uzakta durunuz. Geniş bir daire olarak birbirinizi görebilecek şekilde oturun.
10. Dağda ağaç sınırından daha yüksekteyseniz, hemen ağaçlık alana ininiz.

Yıldırım çarpmasına maruz kalındığında, elektrik akımı insan vücudunda direncin az olduğu damarlar ve sinirlerden geçer. Elektrik girip çıktığı yerde yanıklar ve yaralar oluşturur, iç organlara çok zarar verir.

Tedavi; A-B-C kontrolü yapılmalıdır. Suni solunum ve kalp masajı yapılarak yaralı hayata döndürülebilir. Kalbin ritmi bozulabilir, süratle tahliye etmek gerekir. Yıldırımın vücuda girip çıktığı bölgelere yara bakımı yapılmalıdır

Yorum yap